• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası

GÜNEY AZERBAYCAN STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ

TURAN

Site Haritası
Takvim
Üyelik Girişi

Anasayfa

Günümüzde Türk dünyasının kara bağlantısı olan Güney Azerbaycan ve İran Türklerinin tarihi gerçeğinin aydınlatılması Türkoloji ve İranoloji bireylerin büyük katkısı olacaktır. Ortaya çıkacak İran Türk- tarihi-kültürel varlığı, coğrafyanın Türk dünyası için jeopolitik ve kopyalanması daha da belirgin hale gelecektir. “Settar Han Hamaseti” Abbas Penahî Makûyi'nin tarihi romanlarından biri olarak 1885-1914 döneminin siyasî-içtimâyi şartlarını yansıtan, meş- ruta harekâtına ışık tutan ender romanlardan biridir. 850 sayfalık hacim- li roma İran coğrafyasında yaşayan Azerbaycan Türklerinin tarihi-siyasî hayatına geniş bir bakış açısı sunmaktadır. Romanın başkahramanı Settar Han Karadağlı olsa da eser, Güney Azerbaycan Türklerinin özgür- lük uğruna verdikleri meşakkatli hayatı da yansıtılmaktadır. Özellikle Teb- Riz boyunca bir ay boyunca muhasarasi sırasında ortaya çıkan açlık ve kıtlıktan doğan zorlukla....
Günümüzde Türkiye’den sonra en çok Türk nüfusunun bulunduğu ülke konumunda olan İran coğrafyası yaklaşık bin yıl boyunca Türklerin egemenliği altında kalmıştır. Kaçar Hanedanlığı ile Ruslar arasında 1828 yılında imzalanan Türkmençay Antlaşması ile Azerbaycan toprakları Kuzey ve Güney Azerbaycan olarak ikiye ayrılmış; kuzeyde kalan topraklar Rusya’ya, güneyde kalan kısmı ise Kaçar hanedanlığına bırakılmıştır. 1925 yılından sonra bölgenin Fars yönetimine geçmesiyle birlikte birçok topluluğa uygulanan Farslaştırma politikası Türklere de uygulanmak istenmiştir. Ancak Sovyetler Birliği’nin dağılması ve Azerbaycan Cumhuriyeti’nin kurulması Güney Azerbaycan Türklerinin içerisinde millî bilincin yükselmesine katkı sağlamıştır. 1990’lı yıllardan sonra Güney Azerbaycan Türklerinde milliyetçilik, geleneksel çizgi kültürel sahadan siyasi sahaya kaymıştır.
Şərqi Türküstan ərazisi 1,6 milyon (bəzi rəqəmlərə görə, 1,8) kvadrat kilometr olan, şimaldan Altay, cənubdan Pamir dağları ilə əhatələnmiş, tam mərkəzində isə Tanrı dağlarının ucaldığı, türk tarixinin müqəddəs izlərini özündə daşıyan bir bölgədir. Paytaxtı Urumçi, rəsmi dilləri uyğur və standart çin dilləridir. Tanrı dağı Şərqi Türküstanı iki hissəyə bölür – şimalda Cunqarya, cənubda isə Tarım hövzəsi yerləşir. Tarım hövzəsi 900 min kvadrat kilometrlik sahəsi ilə bölgənin yarısından çoxunu tutur. Hövzənin geniş hissəsi Təklaməkan səhrasına düşür. Tanrı dağları ilə Altay dağları arasında qalan Cunqarya hövzəsi isə daha əlverişli bölgə sayılır. Şərqi Türküstanın paytaxtı Urumçi də məhz bu hövzədə yerləşir.
İran ve Anadolu sahası ortak kültürel mirası ürünlerinden olan Erselannâmeler, el yazma ve taş basımı nüshalarının yanı sıra günümüz İran Türklerinin sözlü geleneğinde yaşamaktadır. Danişmendnâme, Battalnâme ve Şikâri Destanı ile konu ve motif benzerliğiyle öne çıkan Erselannâme aynı geleneğin devamı niteliğinde sayılabilir. İran sahasında birkaç el yazma ve taş basım nüshası bulunan destanın Anadolu sahasında günümüze dek bilinen tek nüshası İstanbul Atatürk Kitaplığında bulunmaktadır. 407 sayfadan oluşan hacimli taş basım eser musavver olup 27 resim içermektedir. Manzum ve mensur iç içe yazılan eserde Farsça ve Türkçe aruz vezninde şiirlerin yanı sıra Farsça Arapça mulamma şiir örneği de bulunmaktadır. Destanda Türkçe ve Farsça toplam 132 beyit şiir bulunmaktadır. Bu sayıdan 67 beyit Farsça ve 65 beyit şiir Türkçedir. Farsça şiirler aruz vezninde yazılırken Türkçe şiirler aruz ve hece ölçüsünde yazılmıştır. Edebȋ sanatların kullanıldığı süslü nesir örneklerind
Güney Azerbaycan Urmiye'nin önde gelen aşıklarından Aşık Hüseyin Dehgan bugün dünyasını deyişti. 1934’te İran Urmiye’nin İgdir köyünde doğan Mehemmed Hüseyin Dehgan’ın küçük yaşta âşıklık geleneğine ilgi duymasını annesi sağlar. Annesi Mahcebin, çocukken düğünlerde âşıkları dinleyerek büyüdü ve onlardan dinlediği çeşitli destanları öğrendi. Anne olduktan sonra bu destanları, oğlu Mehemmed Hüseyin’e anlatarak ona âşık edebiyatı sevgisini verdi. Dehgan, böylece âşıklık geleneğine gönül verdi. Âşık Dehgan, Urmiye ve Tebriz başta olmak üzere Şiraz, Tahran, Erdebil ve Meşhed gibi yaşadığı yere uzak diğer Türk şehirleri ile TV programları için gittiği Azerbaycan dışında Türkiye’de de çeşitli programlara katılarak sanatını icra etmeye devam etmektedir
Güney Azerbaycan, Türk dünyasının en kadim, en zengin ve aynı zamanda en ağır imtihanlardan geçmiş coğrafyalarından biridir. Savalan’ın heybetli doruklarından Urmu Gölü’nün tuzlu sularına, Aras’ın iki yakasını birleştiren köprülerden Tebriz’in çarşılarındaki saz sesine kadar her karış toprağı Türk kokar, Türk konuşur, Türk yaşar. Bin yılı aşkın süredir Selçuklu’dan Karakoyunlu’ya, Akkoyunlu’dan Safevî’ye, Kaçar’dan İlhanlı’ya dek Türk devletlerinin başkenti olmuş bu diyar, bugün yapay sınırların güneyinde kalsa da Türk dünyasının kalbi olmayı sürdürmektedir. Burada âşıklık geleneği hâlâ canlıdır; Koroglu’nun nefesi, Dede Korkut’un hikmeti, Keyvan Hüseyn oğlu’nun elinizdeki şiir kitabı, tam da bu büyük folklorik-milli direniş zincirinin günümüzdeki en parlak halkalarından biridir. Keyvan, dizelerinde Qaradağ’ı, Urmu’yu, Qarabağ’ı, Səhənd’i, Savalan’ı konuştururken; Tomris’ten Zeyneb Paşa’ya, Şehriyar’dan Vurğun’a, Müşfiq’ten Əlişir Nevayî’ye dek bütün Türk dünyasının ortak değerlerini bir araya getirmektedir.
“Şaman kelimesinin etimolojisi hakkında birçok görüş ileri sürülmüştür. Şamanizm’in kökenini Budizm’e dayayan, onun güneyden gelip kuzey Asya’ya kadar uzandığını ileri süren araştırmacılara göre Şaman kelimesi, Sanskritçe’de “dilenci-rahip” veya “Budist rahip” anlamına gelen Sramana veya Çramana kelimesinden Çin diline Şa-men (bilge kişi) olarak geçmiş; buradan da Mançu-Tunguzcada Şaman/Xaman halini almıştır.” Eski Türkçe’de Şaman karşılığı kullanılan kelime Kam’dır. Kam kelimesi Uygur dönemi Türk dili metinlerinde Turkische Turfan-texte’lerde, Kutadgu Bilig ve Codex Cumanicus adlı eserlerde geçmektedir. Yakutça’da Oyun; Moğolca Buge; Buryatça Buge ve Bö; Tunguzca Şaman/Xaman; Tatarca Kam; Altayca Gam/kam; Kırgızca ve Kazakça Baksı, Bahsı, Karamurt, Darger, Bubu; Samoyed dilinde ise Tadıbey kelimesi şaman kavramını karşılamak için kullanılmaktadır.
Âşık Hesen Gaffari’den yazıya aktardığımız destanlar “Tufarganlı Abbas ile Gülgez Destanı” ve “Mehemmed ile Gülendam Destanı” bölge âşıklık geleneğinde önemli bir yere sahiptir. Özellikle Tebriz-Karadağ bölgesinin en kapsamlı destanı olan “Tufarganlı Abbas ile Gülgez Destanı” bu destanın en kapsamlı varyantıdır. Âşık Hesen Gaffari’den derlenerek bu destan Türk Dil Kurumu’nun “Türk Dünyası Destanları Tespiti ve Türkiye Türkçesine Aktarılması” projesi dâhilinde 2019 yılın da kitap haline getirilmiştir. Âşık Hesen Gaffari’den yazıya aktardığımız bir diğer destan Mehemmed ile Gülendan Destanı’dır. Bu destan toplam 10 saatlik bir ses kaydının yazıya ak tarılmasından ortaya çıkmıştır. Bu çalışmaların en önemli hususu âşığın destan söylemine uygun, sözlü kültür ürünü olan eserin özelliğini korumak olmuştur. Bu aktarmada Azerbaycan Türkçesi’nin karşısında Türkiye Türkçesi şekli de verilmiş tir.
İlk aktifleşmede Güney Azerbaycan Babek Kalesi Kurultayı videoları ve ARAZ Dergisi faaliyetleri arşive eklenmiştir.
Tebrizli ressamın Atatürk portresi sosyal medyada paylaşıldı. Atatürk'ün portresinde canlı ve derin bakışları görenleri şaşırttı. Tebrizli ressam Cavad Süleymanpur bu yapıtıyla Türk milletinin gönlüne hitap etti. Güney Azerbaycan, Tebrizli Ressama başarılar dileklerimizle.
Bilge Kağan'ın Çağlar ötesinden Cihangir Türk Milletine öğütler verdiğini Orhun Kitabelerinde Yoluğ Tigin e yazdırmıştır. Büyük dil alimi Kaşgarlı Mahmut; Türkçe'nin zenginliğini, güzelliğini ve evrensel dil olmaya layık olduğunu Divanı Lügat it Türk eserinde ortaya koymuştur. Hive Hanı Ebulgazi Bahadır Han 1600 lerde Secerei Türki ve Secerei Terakime eserlerinde Türklüğünün soy, dil, tarih ve fikir birliğinin üst seviyelerde olduğunu dile getirmiştir. Bahadır Han 1625 te Fransız Kralı ve hükümetine sunduğu raporunda; Osmanlı İmparatorluğun; Hıristiyan devletlerin tümünün oluşturacağı bir koalisyon tarafından dahi yenilemeyecek kadar çok güçlü olduğunu ifade etmiştir.
Azerbaycan sözlü geleneğin en önemli kolunu oluşturan âşık destanları, mitolojik öğeler, mitolojik anlatım, masal ve sözlü anlatım geleneğinin tüm özelliklerini taşıyan zengin bir kültür ürünüdür. İran Azerbaycan’ı yöresinde aşıklar arasında destan söyleme geleneğinin önemli bir yeri vardır. Bölgede büyük Türk nüfusunun varlığı, âşıklık geleneğinin köklü bir kültür ögesi olmasına neden olmuştur. İran sahası Türk kültürünün zengin bir hazinesine sahip olan bölgedir. Bunun bir örneği olarak Türk dünyası âşıklık geleneğinde anlatılan nazımla nesrin iç içe en uzun destanın Şikâri Destanı’nın bu bölgeden derlendiği ve bilim dünyasına sunulmasıdır.
Rumlar ve Ermenilerden sonra, Osmanlı Devleti ve Türkiye Cumhuriyetini uğraştıran gayrimüslim topluluklardır. Bugün yurtdışındaki Süryaniler, Türkiye'ye karşı son derece kötü propaganda yapmaktadırlar. Süryani göçünün arttığı son yıllarda güneydoğuda terörün bölge güvenliğini büyük ölçüde olumsuz etkilediği bir gerçektir. Bu durum bölgedeki halkın arasındaki ُSüryani vatandaşlarımızın yurt içi ve yurt dışına göç etmelerine neden olmuştur.
Bu yazı silsilemizde Güney Azerbaycan'da kültürel çalışmalara yer verilecektir. Azerbaycan sözlü geleneğinin en önemli kolunu oluşturan âşık destanları;atasözleri deyim ve sözlü anlatım geleneğinin tüm ögelerini taşıyan eşsiz bir kültür ürünüdür. İran Azerbaycan’ı yöresinde âşıklar arasında destan söyleme geleneğinin önemli bir yeri vardır. Bölgede kalabalık Türk nüfusunun varlığı, âşıklık geleneğinin köklü bir kültür ögesi olmasına neden olmuştur.İran sahası, Türk kültürünün zengin bir hazinesi görünümündedir. Örneğin Türk dünyası âşıklık geleneğinde anlatılan nazımla nesrin iç içe kullanıldığı en uzun destan olan Şikâri Destanı bu bölgeden derlenmiş ve bilim dünyasına sunulmuştur. Bu destan İran Türklerinin milli benliğin oluşumu ve kavramasında önemli yeri olmuştur. Şikâri Destanı âşıklık geleneği ve edebiyatının İran Türkleri arasında yayılması ve diğer âşıklara ilham kaynağı olması açısından Kırgız Türklerinin Manas Destanı kadar etkili olmuştur.
BAŞBUĞ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK: 20.yüzyılın başlangıcında Osmanlı Ordusu malesef politize olmuştu. Daha öncekilerden farklı yeni bir Subay kadrosu yetişmişi. Askerlik sanatında, cesarette, vatanseverlikte, hürriyetçilikte birbiriyle yarışan insanlardan oluşan her şeye hazır bir kadro. O dönemin şartları, birbirini kovalayan iç ve dış olaylar bu kadronun yetişmesi için mükemmel bir laboratuar görevini yerine getirmiştir diyebiliriz.
Günümüz dünya sahnesinde görülen Milletler içinde, özgün milli kimliğini koruyarak Bağımsız Devletler varlığını kesintisiz olarak milat öncesi yıllardan günümüze kadar taşıyabilen tek Millet TÜRK MİLLETİDİR. TÜRK DEVLETİ EBEDÎ'dir. Dünya; sürekli bir değişim ve gelişim, surekli ve amansız bir mücadeleye sahne olmaktadır. Bu sahnede Türklük önemli bir güçtür. Eski üç kıtanın 55 milyon kilometrekare genişliğindeki büyük bölümü, yüzlerce yıl Türk boylarının, Türk Devletlerinin hüküm sürdüğü alandır.
Bu yazılarımızda Türk Dünyasının ortak edebi ve kültürel değerlerini tanıtacağız. Türk Dünyasının ortak kültürel mirası ürünlerinden olan Erselannâmeler, el yazma ve taş basımı nüshalarının yanı sıra günümüz İran Türklerinin sözlü geleneğinde yaşamaktadır. Danişmendnâme, Battalnâme ve Şikâri Destanı ile konu ve motif benzerliğiyle öne çıkan Erselannâme aynı geleneğin devamı niteliğinde sayılabilir. İran sahasında birkaç el yazma ve taş basım nüshası bulunan destanın Anadolu sahasında günümüze dek bilinen tek nüshası İstanbul Atatürk Kitaplığında bulunmaktadır. 407 sayfadan oluşan hacimli taş basım eser musavver olup 27 resim içermektedir. Manzum ve mensur iç içe yazılan eserde Farsça ve Türkçe aruz vezninde şiirlerin yanı sıra Farsça Arapça mulamma şiir örneği de bulunmaktadır.
Güney Azerbaycan Türkleri arasında Muğam sanatı, âşık sanatında olduğu gibi milli düşüncenin gelişiminde vazgeçilmez bir yere sahiptir. Milli kültürün oluşumunda, ulusal kimliğin pekiştirilmesinde ve müzikal düşüncenin şekillenmesinde işlevsel bir rol oynayan bu sanatlar, Azerbaycan halkının tarihsel ve kültürel mirasını yansıtır. Bu nedenle, bu sanatın korunması ve gelecek nesillere aktarılması, Azerbaycan kültürünün devamlılığı açısından büyük önem taşımaktadır.
Behram Esedi, 1963 yılında Urumiye şehrinde doğmuştur. İlk ve orta öğreni- mini, ardından üniversiteyi bu şehirde bitirdikten sonra, 1986 yılında öğretmen olarak yine Urumiye şehrinde çalışmaya başlamıştır. Öğretmenliğe başlamasıyla beraber şiir ve makalelerini yayınlamaya başladığı görülmektedir. Yıllarca folklor malzemelerini toplayan yazar, derlediği halk edebiyatı ürünlerini yazıya aktarıp kitap haline getirmiştir. Çocuk edebiyatı konusunda sayılı yazarlar arasında yer alan Behram Esedi, bu sahada dört eser ortaya koymuştur: “Hayvanları Tanıya- lım”, “Gün Çıktı”, “Yağdı Yağışlar” ve “El Ele Düğme Dele”. Yazar, Yaz Neşriyatı’nı kurmuş ve 2003 yılından itibaren kendi eserlerini yayınlamaya başlamıştır.
Türk Dünyası'nda Türk dil birliği konusunda önemli bir adım atıldı. Türk Akademisi Abay Kunanbay’ın Kara Sözleri ile Cengiz Aytmatov’un Beyaz Gemi adlı eserini Ortak Türk Alfabesi ile deneysel olarak yayımladı.
TÜRKLERDE KIZIL ALMA ÜLKÜSÜ: Türklerin tarih boyunca en makbul ve bütün emellerini bağladıkları ÜLKÜ'nün adıdır. Bu onların en nurlu, en göz alıcı gaye ve emellerinin adıdır KIZIL ELMA. Diğer bir deyişle TURAN ÜLKÜSÜDÜR. Türkler tarih sahnesine çıkmaları ile bu ülkü paşinde koşmuşlardır. Kızıl Elma, Türklerin MİLLİ SAVAŞ idealleridir. Türkler Kızıl Elma' yı bütün hayatlarında en büyük servet, en sevgili, en aziz vuslat bilmişlerdir. Onlar için savaş meydanlarındaki en büyük kazançları KIZIL ELMA'yı kazanmaları olmuştur. Sayısız büyük savaşlar Kızıl Elma için kazanılırdı. Kızıl Elma, Türk dilinde saltanatlar yıkarak, nice tahtlar devirerek, kralların, imparatorların taçlarını ayaklar altında çiğneyerek erişiler SON ZAFER DEMEKTİR. Türk için EN UZAK VE EN SON COĞRAFİ NOKTA KIZIL ELMA'dır.
Dr. Hüseyin Feyzullahi Vahid (Ulduz)‎, Ustad Hemid Ahmedzade (Telimhanlı)‎ ve Aliriza Zihak (Ağçaylı) nin‎ 1980-1982 tarihleri arasında çıkarttıkları Dede Korkut Dergisi Azerbaycan Türkçesiyle İran’da yayınlanan ilk Türkçe dergi olarak tarihe geçmiştir. Şah döneminde baskılar sonucunda Azerbaycan Türkçesinin yasaklanması İran sahasında Türkçe (Azerbaycan Türkçesinde) yazar okur sayısı yok diyecek kadar düşrümüştü. İran Devletin yasaklamasına paralel olarak halkın arasında “Türkçe zor bir dil, yazıp okunması imkansız bir dil” telkinler de gene devlet organları tarafından yapılmaktaydı. İran’da Türkçenin sökülüp atılması için yürütülen bu siyaset aslında Rıza Şah döneminden başlamıştı.
Bu yazılarımızda Güney Azerbaycan Türklerinin kültürel faaliyetlerine, edebi dergi ve edebi derneklerine yer vereceğiz. Edebi Körpü Dergisi Sahavet İzzeti sorumluğunda yayımlanmaktadır. Andalib mahlası olan şairimizin edebi faaliyetleri oldukça önemlidir. Türkiye ve Türk dünyasında okuyucular faydalanma imkanı sağlayan dergi Arap ve Latin alfabesinde yayımlanmaktadır. Türkiye ve Türk Dünyasından Güney Azerbaycan Türklerinin edebi faaliyetlerini takip etmek isteyen kişiler aşağıdaki bağlantıdan dergiye ulaşabilirler.
Türk dehâsı, Anadolu'ya sadece kılıçla hakim olunamayacağının dile getiren büyük velî. Anadolu bizimdir ama hakimiyetimizi mühürleyecek manâ büyüklerin de ihtiyaç vardır. Konya'da mânâ ikliminin Sultanı Hazreti Mevlâna. Ankara'da teşkilatçılığın ve halkın Sultanı Hacı Bayram, ve Horasan'dan bugünkü Hacı Bektaş a gelip yerleşen ulu veli Hacı Bektaş Veli. Mevlana"hangi taşı kaldırsam altından bu Türk Kocası çıktı. "derken haklıdır.
Osman Sarıvelli'nin oğlu Babek Qurbanov ; Sarıvelli ailesinin Azǝrbaycan Türklǝri arasında ayrıcalıxlı bir yeri vardır. Osman Sarıvelli yalnız özü dǝğil, yetişdiği övladlarıyla da Azǝrbaycan mǝdǝniyǝtini dünyaya tanıtmaqda ǝmǝği olmuşdur. Sarıvelli ailesi yalnız Kuzey Azǝrbaycan dǝğil, Güney Azǝrbaycan’da da kültürel çalışmalarıyla etki bıraxmışdır. Bu yönüylǝ Güney Azǝrbaycan Türklǝri ona minnetdardır. Babək Qurbanov, Sarıvelli ailesindǝn aldığı tǝlim tǝrbiyǝ ilǝ fǝrqli bir şexsiyetǝ sahib olmuş. Onun elmi şəxsiyəti yanı sıra yaratıcılığı vǝ çalışmaları Azərbaycan mədəniyəti sahəsində müstəsna bir yerə sahib olduğu bilinmǝktǝdir. Soylu bir ailǝdǝn gǝlǝn babası Osman Sarıvelli’dǝn aldığı bilgi vǝ tǝcrübǝ günümüzdə hər bilim adamına nəsib olmaz. Onun mülayim kişiliği, yumuşak sǝs tonu və yatımlı ifadǝlǝri hǝr dinlǝyǝni özünǝ cǝzb edǝn bir xususiyǝti vardı. gülümsər üzü hər insanı özünə cəlbedən bir xususiyətydi.
Araştırmacı yazar Ziya Şahin/Âşık Ziya Şahin 1961 yılında Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesinin bir köyünde dünyaya gelmiş. Öğretmen lisesi mezunu olarak 1979’da Kayseri merkeze gelmiş ve Kayseri şeker Fabrikasında çalışmaya başlamış. Eli kalem ve mızrap tutanlardan… Şiirler yazmış, saz çalmış, söylemiş, yetmemiş tahkiyeli eserler ve belgesel özelliği de olan araştırmalar kaleme alıp bunları kitap olarak yayımlamıştır. Çağdaş Azerbaycan şiirinde, eserlerinde düşman-Ermeni imgesi yaratmayan bir şair bulmak zordur. Bahtiyar Vahabzade, Mahmad Araz, Nariman Hasanzade, Zalimkhan Yagub, İlyas Tabdig, Cabr Novruz, Hüseyin Kurdoğlu, Mehmed İsmail, Mehmed Aslan, Famil Mehdi, Alamdar Guluzade ve diğer şairlerin eserlerinde düşmen obrazı yaratılmıştır.
Erzurum Kongresi'nin ilk günleri idi. Geç saatlere kadar çalışma yapılmıştı. M. Kemal Paşa, Mahzar Müfit Kansu ve İbrahim Süreyya dinlenmek için beraber kaldıkları odaya çıkmışlardı. Neredeyse sabah olacaktı. M. Kemal Paşa : "Mahzar not defterin yanında mı? diye sordu. Mahzar : "Hayır Paşam dedi. M Kemal Paşa : "Bir zahmet olacak amma, merdivenleri inip çıkacaksın. Al gel dedi.
Modern ve Çağdaş Türkiye Cumhuriyeti Türk Devletlerine örnek teşkil etmekte, Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Türkiye Coğrafyasıyla sınırlı kalmamaktadır.
Bazı günler vardır ki, o günler olmasa bugünlerin farklı yaşanacağı. 28 Ekim 1923 günü de o günlerden biriydi. Çankaya Köşkü'ndeki akşam yemeği Ve Atatürk'ün tarihe geçen sözü... "Efendiler, yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz!"
Türkiye'de Ortak Türk Alfabesinde basılan ilk kitap olan bu çalışma Güney Azerbaycan şairlerini Türkiye'de ve Türk Dünyasında tanıtmayı Amaçlamaktadır. Birinci ciltte Urumiye şairlerinden Dede katip ve oğlu Katipoğlu'nun şiirlerine yer verilmiştir. Batı Azerbaycan etnik sorunu ve Urumiye Gölünün faciasına dikkat çekmek için eserin birinci serisi Urumiye şairlerine yer verilmiştir. Bu projenin II. , III. ve VI. bölümleri Doç. Dr. Nabi AZEROĞLU tarafından yürütülmekte ve 2025 yılının içinde sonuçlanacaktır.
Mikayıl Azaflı, Kuzey Azerbaycan’ın geleneksel âşık edebiyatının temsilcilerinden biri olarak, sazı, sözüyle Güney Azerbaycan milli edebiyatında önemli bir yere sahiptir. Âşık Mikail Azaflı, milli edebiyatın önde gelenlerinden biri olarak Sovyetler Birliği döneminde komünizm yönetiminin karşısında duranlardan biri olmuştur. Milli edebiyatın Azerbaycan Türklerinin milletleşme yolundaki önemini kavrayarak bu edebiyata önemli eserler kazandırmıştır. Mikayıl Azaflı, bu eserleriyle Güney Azerbaycan Türklerinin duygularına tercüman olmuş, milli uyanış sürecinde Azerbaycan Türk kültürünün yaşatılması ve yüceltilmesinde büyük etkisi olmuştur. Sovyet döneminde söylediği şiirler, günümüz Güney Azerbaycan Türklerinin yürek sözleri olmuştur.
GÜNAZSAM, kuruluşundan itibaren Güney Azerbaycan Türk coğrafyasının kültürel, ekonomik ve siyasi potansiyelini ortaya koymayı misyon edinmiştir. Bu amaçlar, Türk dünyasının bütünleşmesine katkı sağlayacak şekilde yapılandırılmıştır. A) Güney Azerbaycan Türk Coğrafyasını Tanıtmak B) Güney Azerbaycan Türk Coğrafyasının Türk Dünyası İçin Önemi C) Türkiye ile Güney Azerbaycan Teşkilatlarının Temas Kurması Gerekliliği D) Türk Devletler Teşkilatı ile Güney Azerbaycan Türkleri Arasında İlişki Kurulması ve Güney Azerbaycan Türklerinin Türk Devletler Teşkilatında Gözlemci Üye Olması
Hankendi şehrinde Karabağ Üniversitesi kuruldu... Azerbaycan'ın 44 yıl süren Ermeni işgalinden kurtardığı Karabağ bölgesinde, eğitim ve kültürün yeniden yeşertilmesi adına dev bir adım atıldı. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in katılımıyla, Hankendi şehrinde Karabağ Üniversitesinin resmi açılışı gerçekleştirildi. Bu üniversite, bölgenin sosyo-ekonomik kalkınmasına ve kültürel mirasının korunmasına katkı sağlayacak bir yükseköğretim kurumu olarak tarihe geçti.
Güney Azerbaycan Türklerinin Sözlü Edebiyatının Milletleşme Sürecinde Önemi: İran coğrafyası, Anadolu-Horasan-Türkistan çizgisinin ortasında yer alarak Ahmet Caferoğlu’nun tabiriyle Anadolu’nun damarlarına kan pompalayan bir kalp görevini yürütmüştür. Bu bölgede yaşayan Türkler yalnızca Azerbaycan Türkleriyle sınırlı değil Türkmen, Kaşkay ve diğer Türk boyları coğrafyada yaşamaktadırlar. Bu yoğun Türk nüfusunun engin bir sözlü geleneğe sahip olması, Türkoloji sahasında araştırılması gereken birçok hususu beraberinde getirmektedir. Bölgeden Dede Korkut kitabının 13. boyunun bulunması, Türk Dünyası’nın en uzun manzum ve mensur destanı olan Şikari Destanı’nın derlenmesi ve Kahraman-name’nin en kapsamlı varyantının ortaya çıkması, bölge Türklerinin zengin Türk kültürüne sahip olduğunu ispatlamaktadır.
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar42.325042.4946
Euro48.977149.1733
Hava Durumu
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam3
Toplam Ziyaret11682